Anasayfa / Hanedan Blog / 12 Mart, 2022

Işığı ve Rüzgârı Kontrol Altına Alan Akıllı Mekânlar

Açık alanlar; ister bir evin terası, ister bir kafenin dış bölümü, ister bir işletmenin müşteri karşılama alanı olsun… Her zaman mekânın en keyifli, en sosyal ve en çok vakit geçirilen bölümleridir.

Ancak bu alanların dört mevsim konforlu kalabilmesi, iki temel doğal gücün doğru yönetilmesine bağlıdır:

  • Güneş Işığı
  • Rüzgar

Bu iki unsur kontrol altına alınmadığında, en estetik biçimde tasarlanmış bir mekân bile birkaç dakika içinde işlevini yitirebilir. Aşırı ısınma, göz kamaşması ve rahatsız edici parlaklık, insanı uzaklaştıran huzursuz bir atmosfer yaratır; kimi durumlarda alan tamamen kullanılamaz hâle bile gelebilir. Yüzyıllar boyunca mimarlık, doğayla uyum içinde olmayı gözetmişti—bugün bu ilke her zamankinden daha kritik.

Bu yüzden çağdaş mimaride iklimsel denge, gölgelendirme, ısı kontrolü ve rüzgâr dayanımı artık süs değil, temel tasarım kriterleridir. Yapılar yalnızca güzel görünmek için değil, mevsimlere direnmek, insanı korumak ve uzun vadede sürdürülebilir kalmak için inşa edilir; iyi mimarlık da tam olarak budur.

Rüzgâr çoğu zaman fark edilmeyen ama en fazla rahatsızlık veren doğal etkendir. Kontrol edilmediğinde:
  • Perdeleri titreştirir
  • Ortamda rahatsız edici uğultu oluşturur
  • Sinek ve toz girişini artırır
  • Hafif eşyaları devirebilir
  • Stor veya şerit perdeler gibi klasik çözümleri tamamen işlevsiz hâle getirir
  • Kapı ve pencerelerin sürekli çarpmasına neden olur
  • Açık alanlarda oturmayı konforsuz hâle getirir
  • Isı kaybını hızlandırarak mekânın konforunu düşürür
  • Dış mekânda bitki düzenlemelerini ve peyzajı bozabilir
  • Aydınlatma elemanlarının sallanmasına yol açarak görsel rahatsızlık yaratır